Dijital müşteri deneyimi uzun süredir “kişiselleştirme” vaadi etrafında şekilleniyor. Ancak bir müşteriye adıyla hitap etmek ya da geçmiş davranışlarına göre öneriler sunmak, onun o anki ruh hâlini anlamak için yeterli değil. Bu nedenle birçok dijital etkileşim, kişisel görünmesine rağmen mekanik ve yüzeysel kalıyor. Bugün kritik soru artık şu noktada yoğunlaşıyor: Yapay zekâ, yalnızca yanıt üretmenin ötesine geçerek müşterinin duygusal bağlamını anlayabilir mi?
Duygusal yapay zekâ (Emotion AI), kullanıcıların söylediklerinden çok nasıl söylediklerini, nasıl davrandıklarını ve etkileşim sırasında hangi duygusal sinyalleri verdiklerini bağlam içinde yorumlamayı amaçlayan bir yaklaşımdır. Bu sistemler duyguları “hissetmez”; ancak stres, memnuniyetsizlik, aciliyet, kararsızlık ya da tatmin gibi duygusal durumları istatistiksel ve davranışsal göstergeler üzerinden algılayabilir.Temel hedef, herkese aynı yanıtı vermek yerine, aynı içeriği farklı duygusal bağlamlarda farklı şekilde sunabilmektir.
Bugünkü kişiselleştirme yaklaşımları büyük ölçüde geçmiş verilere dayanır: tıklama geçmişi, satın alma davranışları, destek kayıtları. Bu veriler müşterinin ne yaptığını gösterir; ancak neden yaptığını ya da o anda nasıl hissettiğini açıklamaz. Sonuç olarak ortaya çıkan deneyim, veri açısından zengin ancak bağlam açısından sınırlıdır.Duygusal yapay zekâ, kişiselleştirmeyi retrospektif analizden çıkarıp gerçek zamanlı anlayışa taşır. Böylece deneyim, yalnızca doğru içeriği sunmakla kalmaz; doğru anda, doğru tonla sunulur.

Duygusal yapay zekâ, tekil sinyallere değil; çoklu göstergelerin birlikte yorumlanmasına dayanır. Bu göstergeler arasında şunlar yer alır:
Bu sinyaller bir araya geldiğinde sistem, kullanıcının duygusal durumuna dair daha tutarlı bir sınıflandırma yapabilir. Buradaki kritik nokta, tek bir cümleyi ya da anı değil; etkileşimin bütününü değerlendirebilmektir.
Duygusal sinyallerin analizi, demografik ya da satın alma verilerinden çok daha hassas bir alana dokunur. Bu nedenle duygusal yapay zekâ uygulamalarında aşağıdaki ilkeler belirleyici hâle gelir:
Duyguları anlamaya çalışan bir sistem, güven kaybettiği anda yalnızca etik değil, ticari değerini de yitirir.
Duygusal yapay zekâ, müşteri deneyimini yalnızca sorun çözen bir yapıdan çıkarıp ilişki yöneten bir modele dönüştürür. Müşteri şikâyet oluşturmadan önce risk sinyalleri fark edilir, memnuniyetsizlik büyümeden müdahale edilir ve olumlu anlar stratejik biçimde değerlendirilir. Bu yaklaşım; müşteri hizmetlerinden pazarlamaya, satıştan sadakat programlarına kadar tüm temas noktalarını etkiler.Duygusal yapay zekâ henüz olgunlaşma sürecinde. Ancak yön net: Geleceğin müşteri deneyimi, doğru cevabı vermekten çok, doğru duygusal bağlamda yanıt verebilme yeteneğiyle tanımlanacak. Duyguları anlayabilen yapay zekâ, müşteri deneyiminde yeni standardı belirleyecek.
Şirketler için iş süreçlerini daha etkili ve verimli bir şekilde yönetmeyi sağlayan Salesforce, çeşitli yazılım çözümleri sunarak müşteri ilişkilerini güçlendirmenize ve satışlarınızı artırmanıza yardımcı oluyor.
Salesforce CRM nedir? Müşteri etkileşimlerini izlemek ve analiz etmek için stratejik bir araçtır. CRM hakkında daha fazlasını keşfedin.
Kofana Digital ve Intech Consulting ev sahipliğinde, Fast Company Türkiye iş birliğinde gerçekleştirilen ilk #DijitalLiderlerBuluşması, farklı sektörlerden dijital dönüşüm ve bilişim teknolojileri liderlerini ağırladı. Katılımcılar sektör tecrübelerini paylaşarak yeni fikirlerin üretilmesine ve deneyim paylaşımına katkı sağladılar. Toplantının ana gündemi globalde de en çok üzerinden durulan başlıklardan biri olan #DijitalDönüşüm süreçleri oldu. Partnerimiz Intech Consulting ile #Salesforce ailesinin en yeni üyelerinden biri olan #Mulesoft ürününün başarı hikayesi katılımcılarımızla paylaştık. Değerli katılımcılarımıza bizimle birlikte oldukları için yeniden çok teşekkür ederiz.